7 May
2012

Beni Seni Balerin Olasın Diye Mi Sevdim?

Merhaba,

Yıllar önce taa 2007 tarihinde yazdığım bir hikayeyi buldum ortalığı karıştırırken. Okurken 5 dakikalığına 90′larda çocukluğunuza gitmeniz ümidiyle;

İkinci dönem yeni başlamıştı. Okulun kantininde oturmuş bir sonraki derste dersi dinliyormuş numarası yaparken neyle uğraşayım diye düşünüyordum. Karnım feci acıkmıştı. Öğle tatilinin bitmesine 10 dakika vardı. Ne rahat rahat yiyecek kadar uzun bir süre ne de açlığımı örtbas edecek kadar kısa..Neyse cebimdeki bozuklukları çıkarttım ve tost parasını çıkıştırdım. Dar cebimden para çıkartmaya çalışırken cebimden düşen köşesi ısırılmış kokulu arı maya silgimin peşinden koşarken kendimi bir kızın etekleri altında buldum. Hemen utanarak ayağa kalktım. Kızarmıştım.Onunla göz göze geldim. Bana saatler sürmüş gibi gelen upuzun bir bakışma başlamıştı. Bilemiyorum belki sadece 1 saniye sürmüştü. Tam ağzımı açıp “Özr..” derken suratımın ortasına tokadı yedim. “Terbiyesiz” diyerek arkasını döndü ve gitti. Bense resmen aşık olmuş, eteğin altında gördüğüm şeyi değil onun gözlerini aklımdan atamıyordum. Hemen kantinci abiye koşarak “Rahmi Abi bana çok acele iki meybuz verir misin” dedim. Meybuz’ları kaptığım gibi kendimi kızın yanında buldum.

“Az önce sizi utandırdığım için özür dilerim” diye söze girdim. Ses çıkarmadı.. “Bunu sizin için aldım. Umarım beni affedersiniz” dedim. Bir anlığına döndü ve elimdeki Meybuz’u aldı. Hiç ses çıkarmadan kırılmış tarafından açarak yemeye başladı. “Bu arada ismim Onur” dedim. “Bir mahsuru yoksa sizin isminizi de öğrenebilir miyim küçük bayan?” Dönüp ters ters baktı bana. “Sevilay” dedi. Sempatik olacağım diye iyice sıçmıştım. Ama neyse ki Meybuz vişneliydi oradan puan kazanıyordum. “Tanıştığıma çok memnun oldum Sevilay” diyerek memnuniyetimi belirttim. Hala cevap vermiyordu. Öküz filan heralde diye düşünmeye başladım. Ama kalpti bu. Öküzü, koyunu, tırtılı dinlemiyordu; seviyordu işte.

“Ben de” diye karşılık verdi bir süre sonra. Ama tam o konuştuğu sırada ben bir anda hızlanarak ileride çözülen bağcığımı bağlamak için eğilmiştim ki bağcığı bağlamayı bitirdiğimde aynı hizada olalım diye. “Efendim?” diyerek anlamadığımı belirttim. “Ben de” diye yineledi kız. O an sanki dünyalar benim olmuştu. İçimden havalanmak, deliler gibi koşmak, mutluluktan koşup koşup havada topuklarımı birbirine çarptırmak istiyordum.

Tam o sırada okulun ziliyle saniyesi saniyesine ayarlanmış Casio saatimin alarmı ve okul zili aynı anda çalmaya başladı. Koşarak içeri giren birkaç arkadaşım geçerken sırtıma falan patlattılar ama karizmayı bozmamaya çalıştım. Güvenim yerindeydi çünkü. Hatta karşıdan geçen okulun belalısı çocuğa “Naabıyon Hüso” diye seslendim ama duymadı. “Sonra görüşürüz” diyerek kızın yanından ayrıldım ve seri adımlarla katıma doğru ilerledim. Nöbetçi öğretmene “İyi nöbetler örtmenim” dedikten sonra sırama geçtim ve başladım hayaller alemine dalmaya.

Ertesi gün Sevilay’ı göremedim okulda. Ondan sonraki gün de. Ve ondan sonraki gün de. Öğrendim ki başka okula gitmiş ve gitmeden önceki son gününde tanışmışız rastlantısal bir şekilde. Klasik bale kursuna yazılıp balerinlik hayatına yelken açmış. Muhtemelen de dandik bir kariyeri olmuştu. Fakat hayatımın hiçbir döneminde bir daha onu göremedim. Ama kalbimden silip atamadım da. O günden sonra bir daha asla kokulu arı maya silgisi almadım…

17 Mar
2012

iOS 5.1 Hakkında

 

Merhabalar,

Apple 7 Mart’ta “The New iPad” ile birlikte iOS 5.1′in de kısa bir lansmanını yaptı. Özellikle iOS 5.0.1′de batarya ömründen şikayet eden 4S sahipleri bu güncellemeyi dört gözle bekliyorlardı. Ben de eski sürümlere göre şarj süresinin daha az gittiğini hissediyordum (5.0 bile daha iyiydi). 5.1′in çıkmasıyla birlikte öncelikle OTA olarak kurmaya çalıştım fakat sürekli hata ile karşılaştım. Ben de her güncellemede yaptığım gibi ipsw dosyasını indirip iTunes üzerinden temiz bir restore yaptım. Ardından da hiç yedek yüklemedim. Yani tamamen sıfırladım.

İşte sıfırlayış o sıfırlayış. O zamandan beri batarya sürem %60 oranında arttı. Sağda solda yorumlarda da genel olarak bu güncellemenin batarya ömrüne çok büyük katkısı olduğunu okudum. Hem kendi iPhone4′ümde hem de eşimin 4S’inde batarya performansı minimum %60 oranında arttı. Hatta 4S’te 3G’yi kapattığımızda daha da fazla bir artış oldu.

Bu sürümün en büyük başarısı bence bekleme süresi oldu. Kullanımda da eskisinden daha iyi gidiyor batarya kabul, fakat bekleme süresi gerçekten baya bir artış gösterdi. Yani 4S’i daha önce şöyle bir kenara koyup dokunmasanız bile birkaç saat sonra bataryasının %20 düşüş yaşadığını görebilirdiniz. (Bir gece eşimin telefonunu %77′de bırakıp sabah kapanmış bulduğumu hatırlıyorum)

Şu an 5 saatlik bir ortalama kullanımda 1 gün giden bataryam ortalama 7 saatlik bir kullanımda 1 gün 7 saat kadar gitmeye başladı.

Batarya dışında diğer açılardan bakacak olursak çok fazla bir değişiklik olmadığını söyleyebilirim. Japonlar için devrim niteliğinde bir güncelleme olduğu kesin ama bizim için gerçekten faydalı olduğuna inandığım 3 şey var.

  • Telefonun tepki süresi ve akıcılığı gözle görülür derecede arttı
  • Kameranın kilit ekranına sabitlenmesi kullanışlı olmuş. Bu şekilde daha pratik erişiliyor.
  • Safari’ye girildiğinde karşımıza hemen sık kullanılanlar ve okuma listesi ekranı gelmiyor.

Ne olursa olsun özellikle 4S kullanıcısıysanız bu güncellemeyi yapmakta daha fazla geç kalmamanızı tavsiye ederim.

3 Şub
2012

iOS’a Geri Dönüş

Bloga uzun süre ara vermiştim. Daha sonra da sağolsun geçtiğimiz doğum günümde dostum Sadık bana hediye olarak domain ve hosting aldı. Ben de blogu uzun süre sonra yine hortlatmış oldum. Sitenin tasarımıydı, içeriğiydi derken bugüne kadar bir şey yazmadım. Kısmet bugüneymiş.

Önceden iPhone 3G sahibiydim. Telefonu ilk satın aldığımda 3.1.3 sürümünü kullanıyordum. Gel zaman git zaman iOS4 çıktı ve benim 3G iyice kullanılmaz duruma geldi. Whatsapp’dan gelen bir mesajı tıklayıp okumak 7-8 saniyemi alır oldu. Ben de bir arayış içine girdim. iPhone’a servet dökmeden daha ucuza uygun bir akıllı telefon araştırmasına girdim. Tabi teknoloji ve haber sitelerini yakından takip etmemle birlikte Android’in engellenemez yükselişini farkediyordum. Youtube’dan incelemeler, telefon yorumları vs. derken bir android’li telefon almaya karar verdim. Hem daha özgür olması hem de dosyalama sistemi ve dosya yöneticileri sayesinde usb bellek gibi kullanılması cazip geldi. Artık iTunes’dan bağımsız yaşayabilecektim.

Devamı >>

29 Oca
2012

Hello World

Merhaba yeniden.

Uzun bir aradan sonra yine buralardayım. İnsan iş hayatına yoğun bir giriş yapınca bazı şeylere zaman ayırmakta zorlanıyor. Ben de uzun süredir üşenmekten siteyi düzenleyemiyorum. Temaya da tam alışamadım zaten. Umarım bir süre sonra yazılarım ve sienin görünümü daha çok istediğim gibi olacaktır.

Görüşmek üzere.

17 Tem
2011
Posted in: Uncategorized
By    1 Yorum

Bir Kahvenin Bir Ömür Hatırının Olduğu An

Sigarasından derin bir nefes aldı ve külünü silkti. Halıya düşen külleri umursamadığı dalgın bakışlarından belli oluyordu. Çalan kapıyı da duymamış gibi görünüyordu fakat dalgın dalgın ayağa kalktı. Kıvrılmış olan halının kenarını ayağıyla düzeltti. Kapının deliğinden baktı. Gelen “O”ydu. Tam zamanında gelmişti. Tam 10:12′de.

Kapıyı açtı. Sustular saniyelerce. Gözleri konuştu sadece. Gözleri doldu kızın. O büsbüyük gözlerinde yaşlar belirginleşti. İnce dudaklarını araladı bir şey söyleyecek gibi. Sonra sustu. Sarıldılar ilk kez seviştikten sonra sarıldıkları gibi. Vücudu uyuştu, bacakları boşaldı. İçeriye davet etti kızı. Paltosunu aldı ve ahşap kapının arkasındaki eskimiş vestiyere astı. Atkısını da kokladıktan sonra paltonun yanına astı. Oturdular sessizce. Mahsun bir çocuk gibi uysallaşmıştı. Ellerini dizlerinin üstüne koymuş, bacaklarını bitiştirmişti. “Kahve içer misin?” diye sordu kıza. Hiçbir zaman kahveyi onun yaptığı kadar güzel yapamamıştı. Belki yüzlerce kez denemişti. Ama “O”nun eli sihirliydi. “İçerim” diye yanıt verdi kız. Sesi alçak çıkmıştı. Ama her zamanki kadınsılığı ve ıslaklığı vardı hala sesinde.

Devamı >>